Eski Yunan felsefesinde iki okul gözükür: Eflatun’un Akademia’sı ve Aristoteles’in Lycee’si fakat daha eski bir okul vardır. Bu Pisagor’un okuludur. Ve diğer iki okulu birçok yönden etkilemiştir. Günümüze kadar Pisagor ile ilgili çok az kayıt gelmesine rağmen eski yunan felsefesini büyük çapta etkilemiş bir okul olduğunu söylemek gerekir. Özellikle Eflatun’un eserlerinde bu etki çok daha fazla görülür.

Pisagor’un felsefesini tarihte çeşitli filozoflardan öğreniyoruz: Diogenes Laertius, Porphyry, Ovid, Lamblichus, Diodorus Siculus, Aulus Gellius ve Justinus.

Yaşamı hakkındaki bilgiyi Thomas Cooper’dan öğreniyoruz. “Pisagor, mükemmel bir kişi. Samos’ta doğuyor, Babil ve Mısır’a ziyaretler yapıyor, buralarda mistik bilim öğrenip İtalya’ya dönüyor.”

Filozof kelimesini ilk O kullanıyor. Kendisini zeki adam (wise man) diye çağıranlardan, bilgeliğe aşık anlamına gelen filozof kelimesi ile çağırmalarını istiyor. Çünkü Pisagor’a göre kendisini anlatan en güzel kelime bilgeliğe aşık kelimesi olan filozof kelimesidir. Aritmetik, müzik, geometri üzerine yaşam ile ilgili altın değerindeki bilgileri, tavsiyeleri insanlara öğretmeye başlıyor. Felsefesinin ilahi yönü ile evreni açıklıyor. Pisagor hakkındaki daha önceki kaynaklar babasının Mnesarchus ve Pisagor’a ilk ilham veren kişinin mistik bir kozmolojist olan Syroslu Pherecydes olduğunu söylüyorlar.

Felsefenin kaynağı, Mısırlı Rahipler, Babilli Kaldeanlar, Britanyalı Bardlar, Fransız Druidler, Persli Majiler, Hintli Gimnosophistlerden gelmektedir.

Felsefe okulunun gizlilik ve sözlü aktarım geleneğine rağmen, Diogenes Laertius, Pisagor’ın üç kitabından ısrarla bahseder; Eğitim Üzerine, Devlet Adamlığı Üzerine, Doğa Üzerine. Grek felsefesinin de babası sayılan Pisagor, ”Kosmos”kelimesini de kullanan ilk filozoftur. Bu kelime evrendeki güzellik ve düzen anlamına gelir. Batıda gördüğümüz ilk kozmolojist astrologdur. Bugün Pisagor’ı en çok duyduğumuz alan matematik olmasına rağmen müzik, geometri, kozmoloji, aritmetik gibi çeşitli konularda günümüz düşüncelerinin ilk örneklerini O'nda görürüz.

Pisagor’un felsefesinde din, bilim, sanat hep birlikte ele alınırdı. Okulunda kurallar sıkı ve sertti. Bir kişinin Pisagor’ın okuluna girebilmesi için fiziksel, ahlaksal, zekâ açısından birçok aşamadan geçmesi gerekirdi. Okula kabul edildikten sonra beş sene sürecek olan bir dinleyici (acousmatici) sınıfında başlardı. Bu aşamayı geçerse matematik (mathematici) sınıfına geçerdi. Bu ileri derslerde artık Pisagor’dan dersler almaya başlardı. Pisagor’ın öğretisinde zamanımıza çok az bilginin gelmesinin nedenlerinden biri okuldaki öğretilerin sözel bir şekilde aktarılmasıdır. Pisagor öğretisinin bozulmasından, yanlış kişilerin eline geçmesinden ve yanlış anlaşılmasından çekindiği için bu konuda oldukça titiz davranmıştır.

Pisagor topluluğu, bilgelik ve erdemin kendini tanımayla ortaya çıkacağını bilirdi. İnsan yaşamı dört bölüme ayrılır; çocukluk, gençlik, yetişkinlik ve yaşlılık. Bu doğadaki mevsimlere benzer; ilkbahar, yaz, sonbahar, kış. İnsan ve doğa yaşadıkları ritimlerle birbirine benzeyen iki varlıktır.

“Y” Grek harfi upsilon, Pisagor harfi olarak bilinir. Bu harf erdemleri temsil eder veya seçme kavşağı, yol ayrımıdır. Bu kavşaklardan hangi yolu seçeceğimizi bilmek için ayırt etme yeteneğimizin gelişmesi gerekmektedir. Bu iyi ve kötü yolu veya tohumu, ayırmamıza yardımcı olacak bir yetenektir. Bu yetenek ise yaşamı, doğayı ve kendini bilmekle ortaya çıkacaktır.

Pisagor şöyle der; en fazla aşırılıktan kaçınmalı, ateş ve kılıçla kesip atmalı bedenden tüm hastalıkları, ruhtan cahilliği, bedenden aşırı konforu, şehirden dedikodu ve iftirayı, aileden anlaşmazlığı ve tüm şeylerden aşırılığı atmak gerekir.

Gezegenlerin dönerken kendilerine has bir ses çıkardığını söyler. Tıpkı Nil’in kenarında yaşam boyu bulunup nasıl bir müddet sonra Nil’in sesini duyamazsa, bunu da duymuyoruz. Bu evrenin sesi, gezegenlerin müziğidir.

Geçmiş zamanlarda Pisagor’dan büyük kişi diye bahsedilir, Apollo ve Orfeus’la karşılaştırılır ve yaptığı birçok olağanüstü olaydan bahsedilirdi. Okült bilimlerde de usta olduğu söylenirdi.

SAYILAR

Sayılar Pisagor’ın felsefesinde önemli bir yer tutar çünkü gerçeğin ifadesidirler. Sayılar yaratılmamıştır... Eflatun’un diliyle söylersek Evrenin arketipleridir. Sayılar saf bir tözdür, değişmez, fiziksel değildir, mekândan bağımsızdır.

Sayılar hem akılsal hem de algılayış açısından uzay ve zamanda bizi yardım ederler. Heraklitus’un da dediği gibi zaman bir nehrin akışı gibi sürekli hareket halindedir. O zaman gerçek diye adlandıracağımız bilgiyi nasıl elde edebiliriz? Nehrin herhangi bir anda herhangi bir noktasını anlamaya çalışsanız bir an sonra bu nokta değişeceği için öğrendiğiniz bilgi de geçersiz olacaktır. Bu bir epistemolojik sorundur. Bilginin bilinmesi ile ilgili sorundur. Eflatun’un Timeaus adlı kozmolojiden bahsettiği eserinin başında da bu soru vardır. Pythagorist bir filozof olan Timeaus, evrende değişen ve değişmeyen iki yönden, iki nitelikten bahseder. Evrende var olan yani her zaman aynı kalandır. Diğeri ise oluşan, akan yani sürekli değişen kısımdır. İnsanoğluna yaşamda yol gösterecek doğayı ve kendisini anlamasına yardımcı olacak bilgiyi de evrendeki değişmeyen kısımda araması gerekmektedir. Sürekli değişen kısımdan bilgi edinmek ve bunu pratiğe geçirmek mümkün değildir çünkü öğrenilen bilgi belli bir zaman içinde değişecek ve gerçekliliğini yitirecektir. Sayılar evrenin bir parçasıdır. Sayılarla ilgili ilkeler evrende her yerde karşımıza çıkar. Smyrnalı Theon’a göre sayılar her şeyin köküdür, ilkesidir. Sayılar fiziksel dünya ile kavramsal dünya arasındaki bir köprü gibidir.

“Bir” noktadır. Tüm sayıların nedenidir. İki çizgi oluşturur ve tek boyutu vardır; uzunluk. Üç ile ilk alan tamamlanır, üç noktadan oluşur, üçgendir. Dört nokta ile hacim tamamlanır, üç boyutu vardır. Evrenin de bir sınırı vardır. Bütün sayıları içine alan 10 sayısıdır. 10=1+2+3+4 tür . Bu mükemmel sayıdır ve Pisagor decadı diye bilinir.

Pisagor matematiği dörde ayrır; aritmetik, geometri, astronomi, müzik.

ARİTMETİK

Aritmetik Seville’li İsidore’e göre sayılar bilimidir. Temel yedi işlemi barındırır; numaralandırma, toplama, çıkarma, çarpma, bölme, ilerletme (hareketin açıklanması) ve köklerin çıkarımı. Aritmetik niceliklerin bilimidir. Nicelik de birimlerden oluşur. Sayılarda iki grup vardır; tek ve çift sayılar. Tek sayılar bölünmeyi reddedeler, çünkü birlik ve bütünlük niteliğini taşırlar. Sınırları reddeder. Düzen, organizasyon yetenekleri vardır. Çift sayılar ise bölünebilir ve bölünen parçalar bütünlük açısından eksiktirler. Çift sayılar düzensizlik ve karışıklık yaratırlar. Sonuç olarak tek sayılar mükemmeldir çünkü erildirler, evrendeki ikiliğin üstündedir. Çiftler ise ikili dünyayı temsil ederler.

Monad (bir) ve dyad (iki) tek ve çiftlerin arketipleridir. Bunlar aritmetik sayılar değildir. Monad bütün sayıların potansiyelini, gücünü taşır. Makrobios büyük bir canlı olarak açıklanır. Bir’dir. ”Bir” Monad’dır. Yani birlik. Hem eril hem dişil özellik, hem de çift özellikleri içinde taşır. “Bir” bütün sayıların kökeni ve kaynağıdır. Monad tüm şeylerin başlangıcı ve sonudur.

Monad evrendeki birliği sembolize eder. Dyad yayılmanın ideasıdır, arketipidir. Bu yüzden fiziksel dünyanın bölünebilinirleridir. İki ilk sayıdır çünkü birimlerden oluşan ilk niceliktir.

MÜZİK

Pisagor dünyada müzik, nicelikler arasındaki ilişkiyle uğraşan bilimdir. Oranlar, orantılar ve dengeler bilimidir. Aritmetik matematiğin ilk disiplinidir. Sayılar ile nicelikler açısından ilgilenir. 7, 30, 53 gibi, müzik ise niceliklerin birbiri ile ilişkileri üzerine çalışır; 3 ile 6 arsında 3/6, yani 1/2 şeklinde bir ilişki bulunur. Bir diğer örnek 24 ile 8 arasındaki ilişkiye bakalım 24, sekizin üç katıdır. Nicelikler veya büyüklükler arasında ki ilişkiler sesler ve notalarla açıklanabilir. İlişkiler sessiz veya sesli, harmonik veya harmonik olmayandır. Bu nedenle müzik saf kavramlar dünyasından algılar dünyasına bir dönüşüm disiplinidir.

Müzik iki dünyada da yer alır. Sesler ve oranlı sayılar dünyalarında iki ayrı estetik ölçüt bulunur. Müzik hem akla hem de kulağa hitap eder. Akla hitap eden kısmı duyulmayan müziktir. Şair Keats Grek Pastroral dünyasında bunu keşfetmiştir;

Duyulan melodiler tatlıdır ya duyulmayanlar

Çok daha hoşnutturlar; daha yumuşaktırlar;

Algılayan kulaklar için çalmazlar fakat âşık olunurlar

Tonun olmadığı ilahi güzelliğe giderler.

Keats’ın gösterdiği Pisagor’ın müzik disiplinin amacıdır. Harmoni algı ve akıl dünyasında yüksek ve alçak sesler arasındaki uzaklıkları araştırma bilimidir. Müzik dünyasında üç ilk örnek vardır; biri aritmetik arketiptir; her terim bir öncekinden sabit bir nicelikle artar 2, 4, 6, 8, 10 gibi. Bir diğeri geometrik orandır; her terim bir öncekinden sabit bir oranla artar. 1,2,4,8,16 gibi. Son olarak harmonik ve müziksel olandır ki, ardışık gelen terimlerinin farklarının oranıyla ilişkilidir. 10,16,40 arasındaki farkların oranı gibi.

Pisagor seslerin ilahi akıl tarafından düzenlenen kürelerden geldiğini fark etmiştir. Bu sesler her zaman mevcuttur. Boethius üç tür müzikten bahseder bunlar, evrenin, insanın ve sazın müziğidir. Evrenin müziği unsurların birleşmesi, mevsimlerin faklılığı, gezegenlerin hareketindedir. İnsanın müziği insanın doğasını anlayarak duyulabilir. Üçüncü tür müzik ise belli araçlar ile çıkarılır, tellerin gerilimiyle sesler veya vuruşlarla ortaya çıkar. Pisagor müziği şöyle tanımlar; farklıların birliği, uyumudur ve belli bir harmonide zıtların bileşimidir. Burada müziği evrensel bir güç olarak görürüz, farklıları bir araya getirir, birliği oluşturur.

GEOMETRİ

Geometri sayılar üzerinde büyüklük olarak çalışan bir disiplindir. Aritmetik biliminden faklıdır. Her şeklin sınırlarını gösteren biçimler bilimidir. Geometri sayıların fiziksel dünyadaki uzantısıdır. Bir sayısı noktadır, çizgi ikidir, alan üçtür, hacim dörttür. Geometri eski Yunancada “land” alan ve ”measurement” ölçü anlamına gelir. Geometri de ikiye ayrılır; sözsel ve pratik. Sözsel olan teoremler kurar, tanımlamalar yapar. Dairelerin, üçgenlerin, pentoganların ve diğerlerinin özelliklerini anlatır. Pratik geometri ise teknikler ve ölçme araçlarıyla ilgilidir; uzunluk ölçümü, hacim hesaplaması, alan hesaplaması gibi. Bu disiplin yüzey üzerine marangozluk, perspektif ve denizcilik gibi alanlarda kullanılır.

Pisagor beş tane düzenli katı model bulmuştur. Bunları da unsurlar ile ilişkilendirmiştir;

1-TETRAHEDRON-ATEŞ,

2-OKTOHEDRON-HAVA,

3-KÜP-TOPRAK,

4-İKOHEDRON-SU,

5-DODEKAHEDRON-GÖKSEL unsurla ilişkilendirilmiştir.

ASTRONOMİ

Astronomi evren denilen büyük canlıdaki hareketler üzerine çalışır. Müzik gibi ilişkileri inceler ama bu ilişkiler göksel bedenler arasındadır. Astronomi en küçük mineralden en büyük gezegene kadar tüm evrendeki düzeni keşfetmekle ilgilendiğinden en karışık disiplindir. Pratik açıdan evrendeki hareketleri açıklamaya çalışır. Pratik bir yönü vardır; uzay ve zaman ölçer. Bilgileri denizcilikte, coğrafyada ve astrolojide kullanılır. Görünen fiziksel dünyanın açıklanması bize idealar dünyasının kapılarını açacaktır. Eğer düzenli olarak hareket planını ortaya çıkarırsak gelecek olaylar hakkında bir fikrimiz olabilecektir.

Pisagor’un astronomisinde göksel bedenlerin hareketi, zaman içindeki durumu, yörüngeleri hesaplanır. Bütün gezegenler bir süre sonra başladıkları yere geldiklerinde bir düzenli hareket şeması kurulabilir. Güneş sistemindeki 7 gezegeni, dünyanın küre şeklinde olduğunu verdiği astronomi derslerinde göstermiştir. Küre, katı cisimlerin en katı olanıdır. Bu nedenle göksel bedenler küre şeklindedir. Gezegenlerin düzenli bir yörüngede hareket ettiklerini, bu sürenin hepsi için farklı ama sabit zamanlar olduğunu anlatmıştır.

Pisagor ayın güneşten gelen ışınlar ile parladığını fark etmiştir. Her gezegen bir dünyadır. Bizim sistemimizin ortasında ateşten (GÜNEŞ) bahsederler ki buna Zeus’un gözlem kulesi, Zeus’un Evi denir. Dünyanın, merkezin etrafındaki hareketi ile güneşe göre pozisyonundaki değişimlerden dolayı gece ve gündüz oluşur.

Kopernik hipotezlerinin çoğunda Pisagor’ın kozmolojisi ile ortak noktalara sahip oldu; küresel dünya, dairesel yörüngeler, küresel bir şekille sınırlı olan evren gibi. Kopernik’in takipçileri onu bir devrimciden çok bir yenileyici olarak gördüler. Pisagor’un kozmolojisinin tekrar gündeme getirilmesi, tekrar hayat verilmesi ile sonuçlanan bir harekettir Kopernik’in yaptığı.

KOZMOS

Pisagor batıda “kozmos” kelimesini ilk kullanan filozof olmuştur. Bu kelime ile bütün evreni anlatmak istemiştir. Eski Yunan’da kozmetik, kozmostan gelmiş ve kozmos da bulunan renklerin ve şekillerin uyumu anlamına gelir. Kozmos birçok farklı dünyanın bir sistem içinde bulunması ve bir düzen içinde hareket etmesidir. Güzellik ve harmoni niteliklerini taşımaktadır. Kozmos, organik bir bütündür ve her parçası bütünü birliği oluşturur.

Daha önce konuşulan aritmetik, geometri ve astronomi kozmosu bize açıklamak için yardım ederler. Sayılar ile kozmosu açıklarsak; bir kozmosun kendisi demektir, iki ise bölünmeye izin verir, zıtlıkları, düaliteyi ortaya çıkarır, üç zıtlıkların birliğidir, iki uç arasında bir orta noktadır. Dört, katı bir madde oluşturmak için ilk sayıdır.

Pisagor'a göre 10 sayısı mükemmel bir sayıdır. Çünkü içinde 1+2+3+4=10 tüm kozmosun özelliklerini taşır. Dörde kadar sayılar ve evrendeki karşılıkları Pisagor’ın felsefesinde aynen şöyledir;

Sayılar:1, 2, 3, 4

Büyüklükler: nokta, çizgi, alan, hacimli şeyler. (piramit).

Unsurlar: hava, ateş, su, toprak.

Toplumlar; insan, köy, kasaba, şehir, ulus.

Mevsimler: ilkbahar, yaz, sonbahar, kış.

İnsan ömrü: çocukluk, gençlik, yetişkinlik, yaşlılık.

Bu örnekler arttırılabilir.

Pisagor’ın, eski yunan felsefesini incelerken ele alınması gerekir. Matematik dünyasında kullandığımız formüller, Pisagor tarafından insanlığa kazandırılmıştır. Kozmoloji, müzik, matematik gibi çeşitli konulardaki düşünceleri bizler için yaşama ışık tutan kaynaklardır. Evreni sayılarla açıklayan felsefesi geçmişten günümüze, doğudan batıya kozmoloji düşüncesini anlamamızı sağlamıştır.

Büyük düşünür Eflatun’a da ilham veren Pisagor, antik çağın parlak bir yıldızıdır. Tarih içinde birçok bilge ve filozof, yıldızlar gibi karanlık gecelerde insanlığa yol gösterirler. Pisagor da bir yıldız gibi insanlığın yolunu aydınlatacak güçte parlamaktadır. Yıldızların ışığını takip etmek için gözlerimizi göklere çevirmeli, karanlık gecelerde onların yol göstericiliğine başvurarak yolumuzda ilerlemeye devam etmeliyiz.

Güner Örücü
Yeni Yüksektepe Dergisi, Sayı 11

Kaynakça

* Touches of Sweet Harmony : Pythagorean Cosmology and Renaissance Poetics, S.Heninger, 1974

* Lore and Science in Ancient Pythagoreanism, Walter Bulkert, 1972.

Etiketler: 
Atina, Aristo, Eflatun